2019 , benim için tam anlamıyla öğrenme ve yeni insanlarla tanışma, farklı ülkelerle çalışabilme yılı oldu. Her yıl için tuttuğum günlüklere 2 yıldır vakit ayıramıyorum. E benim bi bloğum var. Şuraya not alabilirim. Şifresini hatırladığım, harfleri seçebildiğim zamana kadar açar açar okurum artık. Ne duruyorum? Kötüsüyle başlıyım, haftaya son kargoları çıkarınca iyisini de iliştiririm şuralara bi yere :) 


İnternet üzerinden satışın en büyük riski dolandırıcılık. Hasarlı ürün teslimatını saymazsak , belki de tek riski. Paranızı alıp ürün göndermeyen, ya da ürünü alıp ödemeyi göndermeyen hesapları sık sık duyduk bu sene de. Dürüst olucam, ben kendi ülkemin insanı dışında kaçak göçek tiplerle karşılaşmadım henüz. Tabi ki bu bi genelleme diil. Bana kendi ülkemdekiler denk geldi diyelim.


Sipariş tutarına bağlı olarak ürün hazır olmadan ödemeyi almak içimden gelmiyodu. Nedense stres hissetmiyorum böyle olunca. Bahsettiğim ahlaka sahip, 4 hesapla karşılaştım ben bu yıl. 3’ü siparişini verdi , takibini yaptı, ödeme aşamasında toz oldu. İçlerinden 1’i maddi zarara uğratmayı gözü göre göre başardı. Seni sona sakladım ilk ve tek traji komik göz ağrım:) Bi çılgınlık edip ifşa edermişim yazının sonunda :O. Çünkü benimle aynı işi yapan, aynı teri döken çok sevdiğim insanlar var. Sizi ifşa etmek diil de onları korumak diyebilirim adına da. İntikam peşinde diilim, ama tatlıya hayır demem gibi bi şey. Biri beni sizden korusaydı fena mı olurdu? 

Hiç yalansız, hepsinde de olay şöyle gerçekleşiyor. 

Siparişini veriyor, ara ara sorarak takibini yapıyor. Hazır dediğimde adres veriyor ama ödeme yapmıyor. Hatırlattığımda da cevap hep 'aa hemen' oluyor. Ödeme olmaksızın kargonun çıkmayacağını bile bile, en az 3 kez kargo takibi için numara bile isteniyor. Sistem mi anlaşılmıyor nedir ? Çünkü ödeme etabını es geçip, anlaşmalı kargo şirketi yerine başka kargo şirketine vermemi isteyeni çıktı. Israrlı yani (ki bu aşamaya arsızlık safhası diyoruz biz). Alıcak o, fıstık onun olucak, kırbacı bana basıcak? Da, saflık başka, aptallık başka. Türün acemisi de olsak,  Firdevs Hanım’ın askerleriyiz! Telefon açıyorum, 'pardon yaaa yine daldım, hemen hallediyorum' yanıtını alıyorum. Ama nedir ? 'Hemen' bir zaman dilimi diildir. Aslında ilk hamlenizde tanınıyorsunuz, da kabullenilemiyorsunuz. Çünkü 1 ürün en az 20 gün demek. Bu davranış bi insanın 20 gününden çalmak demek. Yapmaz kimse bunu sanıyorsun. Elinize bi şey geçemiyor olması çaldığınız emek ve zamanla sizi masum kılmıyor. Bu alenen hırsızlık oluyor. Siz deeee... eeee.... eee, şey iste ya, o işi icra etmiş oluyorsunuz. Bunu durduk yere kim yapar biliyorum artık. Niye yapar orasını bilemiyorum. Belki bilmek istersiniz, bedelini ödemeyeceğin ürünün siparişini vermek, hayat kalitesi yükselten bi hobi diildir. Siz bilirsiniz yine de. Bana bir şey olmuyor. Yaptığım herşeyin bi kısmeti olduğuna inanıyorum çünkü. Şaşmadı da bugüne kadar, 3’ü de buldular kısmetlerini. Websitesinden satışa geçmemde 3 nebze de olsa katkınız oldu. 


Sona sakladığım ilk ve tek göz ağrım ise artık çok içten gülümsediğim iyi bi tecrübe aslında. Heyecanla siparişini verdi. Ödemesini de yaptı. Desensiz düz renkli tabaklardı. (Zeliş burda görseldeki tabaklar olmadığını anlatmaya çalışıyor. Zaten görselle alakasız içeriklerine aşinadır kendisini bilenler :I ) Neyse alkış kıyamet teslim aldı.  Çok sevdiler ailecek. Her sofradan fotoğraflar atıldı. Bi süre sonra bi şey oldu o aileye. Tabaklar yüzünden birbirlerine girdiler. Kız babayı gaza getirdi. Baba fazla gelen gaz ile anneye kızdı. Anne o kadar üzüldü ki, dili tutuldu, sorunu tarif bile edemedi. Renklerde sorun yokmuş. Üründe çatlak yokmuş. Başlarda zaten herşey çok güzelmiş. 8-10 kullanım sonrası bi bakmışlar yıkanınca nokta nokta  gri gri fırça izi gibi bi şey görüyolarmış tabaklarda. Seramik işlerde böyle bi sorun olmaz oysa. Çünkü seramik, porselen gibi ürünler fırından çıktığında hatalıdır ya da diildir. Bunun 10 gün sonra yoktan sorun varedeni yoktur. Orda kopan kıyamet, burda beni işimden alıkoyunca geri istedim. Ödemesini de iade ettim. Samimiyetle söylüyorum, onlar boşanacak, 18 yaşındaki kız ortalarda kalacak, mutlu aile fotoğraflarından kimi kafalar makasla çıkarılacak filan sandım. Öyle bi dram canlanmıştı kafamda. Feryatlar, yardım çığlıklarııııı .....


Yuva yıktıracak sorunu görmek için can attım diyebilirim. 24 tabağın sadece 3’ünü sağlam almasaydım iyiydi. Ben de inanamadım ama öyle. Sadece 3 sağlam ile iade aldım. Göz alıcı sofraların incelikli mimarı annenin, tabakları gazeteye bile sarmadan, öylece çırıl çıplak üstü üste koliye doldurup kargoya vermiş olması fazlasıyla titiz bir davranıştır. Balonlu naylona sarmak gereksiz bi eylemdir. Çünkü her 40 yaşındaki eğitimci anne bilir ki; kırılacak eşyaların balonlu naylonla tek tek paketleme işini kargocular yapar. Yıl olmuş 2019. Kendi görev tanımını bilmeyen kargocular ve Zelişler var hala. Ayrıca o 3 tabak sorunu çözmeye yeter de artar. Kalanı da artık eğitim zayiatı.


Mart ayına kara sirtaki faciası olarak geçen bu olayın şaşkınlık verici şekilde aydınlanması epey sürdü. Çünkü ben hocanın dediğini yapmamakta ısrar ettim.


Pütürlü ve su lekesi gibi bi şey vardı üstünde gerçekten. Elini sürünce azalıyor ama halka şeklinde sınır izleri kalıyodu. Fırça damlaması gibi düşündü herhalde o izleri. Ama olamazdı. Çünkü daldırma tekniği ile sırlamıştım. Birini yıkadım, leke ve pütür yok oldu. Kırık parçalardan bulup bulup yıkadım sonra yok oluyodu. Kimse anlayamadı. Dumlupınar üniversitesi seramik bölümü geçmiş dönem başkanına direnmeyi bırakıp, erinmeyerek belediyelerini aradım. Gerçekten aradım. Şebeke suyunda bol miktarda bulunan kireç ve klorun çamaşır ve bulaşık makinelerini bozduğunu, üstünde çalıştıklarını anlattı belediye, beni adam yerine koyup. Google'a yazınca da çıkıyomuş meğerse.. Urla'nın da zalim bir kireci vardır. Artezyen suyunu kullanan evler nasıl bi şeyden bahsettiğimi bilirler. O an eski evimizdeki bozlaşan su bardaklarımızı, 2 kez değiştirdiğimiz bulaşık makinesini, beyni duran çamaşır makinesini ve babaannemin dizlerini hatırladım. (Babaannemi hatırlamaya hep bi bahane bulurum. Canım benim..) Sorunu çıkaran da çözmeye çalışan da bir eğitimci oldu sonuçta. Ama bu da bir genelleme diil :) 


Devamında aynı siparişi, aynı renk ve adette, kendi tabaklarımın fotoğrafları ile mutfak ürünleri satan 3 ayrı hesaptan istediler. Yön değiştirip seramik yapan arkadaşlara da yöneldi bi ara. Hatta bi seramik hesabı renk kodlarını istedi. Onlar için de bi iş diye düşünerek hiç bi şey anlatmadım. Bugüne kadar. Okuyorlarsa şimdi öğreniyorlardır. Her Allah'ın günü de böyle bi olay yaşanmadığından, kimden bahsettiğimi anlayabiliyor olmalılar. Bi kusura bakma deseydiniz, yapardım ben size oysa. Nasılsa kargocu da paketliyomuş. Tertemiz iş  :) 


Bu postun tesbiti ise,

1. 'Tekirdağ ilimiz köftesi kadar kireci kloru ile de en az Urla kadar meşhurdur' 

2. 'Hobisel siparişleri sezebiliyorsan, sen de hazırlamış gibi yapabilirsin'


Sevdiğim bi yıl oldu 2019 benim, herşeyi ile. Bununla gelmiş geçmiş olsun diyor, bi sonraki postta görüşmeyi umuyorum :)


Sevgimle

Zeliş 

:) 

Bizim bi tabakçı ali usta vardı
Sık sık nasıl başladığım sorusunu duyuyorum. Onu ben de hatırlamıyorum. Küçüktüm, yazlarımı çamur, fırça ve boyalarla geçirirdim. ...
2 comments
Amine
Amine
Friday 20th December 2019

Ah kuzum, çok iyi bir kalbin var senin

Zeliha Gür
Zeliha Gür
Friday 20th December 2019

ay buraya yorum da yapılıyomuş ya :)
o senin kalbinden geçen aminecim :)

Esra
Esra
Saturday 03rd August 2019

Çok tatlısın :)
hem yazıların hem seramikler çok hoşlar!!

Showing 1 to 1 of 2 (1 Pages)
Leave a comment
Note: HTML is not translated!